Rosé, yani gül rengi... Bu romantik ismin ve tutkulu rengin sahibi şaraplar hakkında yanlış bilinen en önemli şey şüphesiz; kırmızı ve beyazın karışımıyla elde edildiğidir. Kırmızı üzümü sıktığınızda renginin hiç de öyle şaraptaki gibi yoğun bir kırmızısı olmadığını farkedersiniz. Kabuklarını bir kağıda sürttüğünüz
zamansa şarap kadehinde salınan o derin kırmızının nereden geldiğini anlarsınız. Evet, kabuktan!
Şarap Yapımı'nda da belirtmiş olduğum gibi kırmızılar ve rosé'ler maserasyon adındaki bir aşamadan geçerler. Bu aşama renk alımından da sorumlu bir süreçtir. Kırmızı üzümler şırası ve kabuklarıyla birlikte günlerce tankta bekletilir ve tadılırlar. Rosé için istenilen pembelik ve tat yakalandığı anda kabuklar ve şıranın yolları ayrılır. Şıraya rengini veren kabuklar ortamdan ayrılınca da renk sabitlenmiş olur ve gül rengini korur. Bundan sonrası ise daha çok beyaz şarabın işlenme sürecine benzer.
Eğer kırmızı şarap yapmaya niyetliyseniz, yine istenilen renk ve tat yakalanana dek maserasyon aşaması, yani kabuğun şırayla teması devam eder.

